Altımda inleyen kadınlar ve Ben (2)

-         Kes sesini artık!!! (Yerde üzerindeydim ve kaçamıyordu. Onu altımda hapsettim bileklerini iki yanda yere bastırarak. Dizlerimden kuvvet alarak birazcık kalktım. Organımı arasına yerleştirmek istiyordum.)

-         Lütfen dur! Bi’ an gelirse na’parız? (beni ittiriyordu)

-         Valla bunu beni evine alırken düşünecektin; ama şu an burada, mutfağının ortasında yerde, bağıra bağıra sevişeceğine konsantre ol bence, bu seni daha fazla memnun edicek. (Arada bileklerini, mermer taban ve ellerim arasında hapsolmuş halinden kurtarmaya çalışıyordu; ama buna rağmen gerdanında ve boynunda gezinen dudaklarımından zevklenmeyi önleyemiyordu.)

 

Yavaş yavaş kabuleniyordu. Maksimum 5-10 dakka sürebilirdi onu becermem diye düşündü. 5-10 dakka için, bu noktaya kadar gelmişken durumu önlemek ve saldırganına müdafaya geçmek daha uzun bir süre alabilirdi ve ayrıca çok da zevk alıyordu. Az önce onun boşluğunu doldururken hissettiği basıncı ve aklının benliğini terk ettiği anı 2 dakka için dahi olsa, tekrardan yaşamalıydı. Nefesleri hızlanıyordu. Kendini teslim ettiğini anladığım ilk dakka, ivedi bir hareketle bacaklarını iki yanda topladım ve omuzlarıma koydum. Sırtı ile artık iyice yer abanmış ve benim kaslı vücudum arasında sıkışmıştı.

 

Bir elimle organımı, diğer elimle azgın fahişenin iki bileğini avuçlarımda sıkarak yine onun gözlerinin içine baktım. Bekliyordum ve artık önlemiyordu beni. Gözleri ile aşağı baktı, birleşme anını izlemek istiyordu. Duraklamam gene gözlerini bana kaydırmasına sebeb oldu. Hınzırca gülüyordum. Masum ve teslim, içini usul usul boşaltarak içine girmemi bekliyordu, o inanılmaz an için:

 

-         Hadi lütfen! (tükenmişce)

-         Ne istiyorsun?

-         Gir içime hadi!!! (gözlerini kapatıp ve benden kaçırarak, tüm içini dökerek söylemişti bunu. Gerçekten istiyordu.)

 

Avucumda sikim, baş parmağım ile vajinasını araladım ve diğer elim ile adeta kelepçelediğim bileklerini bırakmayarak içine doğru abandım. Önce kendini poposundan havaya doğru kaldırdı, arasının açılması ile zevklenerek. Belimi aşağı, omuzlarımdaki bacaklarını yukarı kaldırarak tekrardan yüklendim ve bu pozisyonda onu hapsetmek için bacaklarını kollarımda kucaklayarak kitledim:

 

-         Ohhhh

 

O kadar derin bir ‘oh’du ki bu, her erkek bir kadına bu zevki verebildiği için piskolojik tatminin doruk noktasına ulaşabilirdi. Artık tek yapmam gereken, olabildiğince derine, canını acıtmayacak derecede sert ve uzun süre devam ettirebileceğim bir ritimle içine girip çıkmaktı; ve bende öyle yaptım. Kollarımın arasında kucakladığım bacaklarını sol omzumun üstünden arkaya atmış, dizlerimin üzerinde duruyor ve onu, bacaklarından kendime ve biraz yukarı çekerek düzüyordum. O kadar rahattı ki, gözlerini kapadı, kollarını iki yana açtı ve tırnaklarını yerdeki halıya geçirerek becerilmenin keyfini çıkarıyordu; derin derin ‘OH’layarak.

 

Gelmeye yakındım fakat aradan sadece bi 5 dakkika geçmişti daha; bu sessiz yabancı evin tek gördüğüm yeri olan mutfağında, biraz önce düşürdüğüm sarışın, evli ve olgun kadını becermek beni de çok heycanlandırıyordu. Ritme konsantre oldum ve hisslerimi beynimde toparlamaya çalıştım ve tekrardan üzerine doğru eğildim. Bacaklarını araladım ve üzerinde şınav pozisyonuna geçtim. Bacakları hala iki omzumda ve şehvet dolu suratı ile bana bakıyordu; göz göze gelmek istemiyerek. Sol kolumun dirseğini yere koydum, ona eğildim ve diğer elimle onun suratını sevmeye başladım. Hala altta ona kayıyordum ve bacaklarını yere indirdim. Rahatlamış ve titriyordu. Sanırım boşalıyordu tekrar. Bu şevkatim onu çileden çıkarmıştı; artık gerçekten yaramaz küçük bir kızdı, saldırganın kucağında.

 

Onu öpmeye başladım. Yanaklarından, boynundan ve alnından. Saçlarını yavaşça seviyor, ellerim ile onun rahatça altımda boşalmasını sağlıyordum. Saçlarını seven ellerimi yanlarından poposuna ordan bacaklarına götürdüm. Dokunduğum her yeri yanıyordu sanki... Titremeleri arttı ve içinden ezerek çıkardığı hırıltıları inlemeye ve sonra bi iniltiye dönüştü. Bir anda nefesi boşaldı ve bütün vücudunu bir yay gibi gerdi altımda. Gözleri açıldı ve bağırmamak için dişleri omzumda kenetlendi; artık iki yandaki elleri ile beni sarmış kendine bastırıyordu. Evindeki bu nazik saldırganı o an tamamiyle içine alabilirdi. Ağzındaki ‘AH!’ sadece ‘A’ tıkandı ve nefesi ile ‘H’ si daha sonra da gevşeyen bedeni ile içindeki zevk suları mutfağa aktı. Hala içindeydim ve içinin duvarları beni bir insan elinin avucunun sıkışları gibi organımı sıkıyordu, ritmik. Bacaklarını titreterek boşalıyordu, sakince. Hemen aşşağı kaydım ve kocaman dudaklarımı açarak tam ağzımın ortasında aldım organını ve bütün sıvılarını emmeye, dilim ile içinde kalmış diğer sıvıları dışarı çıkarmaya başladım. Onu bu arsız, ivedi yiyişim bitirmişti ve sağ avucu ile kafamı orasına bastırdı. Tekrar gelicekti.

 

Emişlerimi ve yalayışlarımı sürdürdüm. Artık ağzında düğümlediği ‘AH’ ı haykırıyordu. Burnumdan nefes alıyor ve ağzımdan sıcak sıcak veriyordum vajinasına doğru. Dilimde hep orasında geziniyordu. Bir eli başımı diğer eli ile omuzlarımı avuçluyordu ve artık zor tutuyordu kendini zevkten işememek için. Sol elim ile vajinasının başlangıcını parmaklarımla sıkıştırırken, onu arka deliğinden sol avucuma oturttum. Avucumla arka deliğine doğru baskı yaparken, emişlerimi ve yalayışlarımı arttırdım; derken önce yavaş yavaş, ardından gürül gürül fışkırtmaya başladı. Elleri ile bir anda beni itti, ve bacaklarının arasına ellerini koyarak yan döndü. Belli ilk defa bunu yaşıyordu. Katılıyordu içi ve ağlar gibi yüzünü buruşturmuştu, zevkten. Ellerini tuttum ve iki yana ayırdım, gene bileklerinden onu yere hapsederek, bacaklarını da omzuma aldım tekrar ve kökledim. Beynim uçmuştu ve altımda çığlıklar atıyordu. Öyle sert ve gerilerek sikiyordum ki bu sefer, ikimizde aklımızı yitirmiştik.

 

Her gerildiğimde nefes alıyor ve her kökleyişimde zevk iniltileri ile ‘ah’lıyorduk. Arada bir bu geri çekilişlerimde organım içinden çıkıyor ve bu anlarda tekrardan işer gibi boşalıyordu ve artık kontrolünü kaybetmişti. Şapır şapır sesler mutfağın içinde çınlıyordu ve ben artık organımı hissetmiyordum. Sadece altımda gözlerini kapamış avuçları ile amuzlarımı sıkan, kaslı popomu avuçlayıp beni kendine çeken, tüm edebli kadınını terk etmiş azgın ama bir o kadar da masum kendini şevkine bırakmış kadını izliyordum. Kasıklarım her etlerine vuruşta çıkan sesler giderek hızlanıyor ve organımın ucuna kadar gelmiş spermler akmak için sabırsızlanıyordu. Son bir kez girdim ve çıktım. Hemen ayağa kalktım.

 

Prazervatfimi fırlatıp attım ve organımı avucuma aldım. Altımda saçları başı dağılmış güzel koca memeleri iki yana dağılmış, pancar suratı ile bana bakan hatunun üstünde, ayakta mastürbasyon yapıyordum. Memeleri ile hiç ilgilenemediğimi düşündüm bir an ve artık tutamıyacak kadar doluydum ve organımın ucunu üstüne doğru tutarak patlattım. Fışkıran spermlerim, hızlıca suratına, göğsüne ve dağılan saçlarına akmaya başladı. Gözlerini kapamış elleri iki yanda bekliyordu. Bu hafif ılık sıvı, tüylerini diken diken etmişti. Nefes alışları yavaş yavaş normale dönüyordu ki, o ses bir anda onun yerinde irkilmesine neden oldu.

 

Çalan pantolonumun cebindeki telefondu. Hemen davrandım:

 

-         Sakin ol! Telefonum...

-         He! (rahatlamıştı ve olduğu yerde bağdaş kurar pozisyona geçti. Aptallaşmış, neler oldu bana diye düşünüyordu sanki.)

 

Arayan kız arkadaşımdı. Saate baktım ve kız arkımın evine geldiğim andan itibaren tam 1 saat 15 dakka geçmişti. Daha yeni hazırdı; onu beklemek yerine bu kaçamağı araya sıkıştırmam iyi olmuştu.

 

-         Alo?

-         Nerdesin sahip? Yoksun!?

-         Hemen geliyorum, Moda’dan dönüyorum(çat kapadım)

 

Tekrar ona baktım. Derin nefes alıyordu ve bana bakıyordu. Saçları iki yana düşmüş, dolgun memelerini örtüyordu. Yere doğru bakıyordu ayaklarıma. Kafasını kaldırdı ve göz göze geldik. İki adım geri attım ve tezgaha yaslandım:

 

-         Gerçekten inanılmaz bir kadınsın!

-         ! (Önce gözlerime daha sonra gözlerini kaçırarak yere doğru gülümsedi. İyi bir sikişti ve beni gene istiyordu aslında ama kocasının her an gelebilecek olması bir an için onu korkuttu.)

-         Seni tekrar görmek isterim?!? ( bunu derken ben, oturduğu yerde arkasını dönmüştü ve istediğim etkiyi onda gözlemliyemedim ama kendini toparlamalıydı; istediğini yapmış artık durumu kotarma zamanıydı, başa derde girmesini kabullenemezdi; şehvetli azgın kız artık kaçmıştı)

-         Hadi hemen toparlan ve git; lütfen artık!(ayağa kalktı, ona yardımcı oldum ve sardım. Tekrar duvara yapıştırdım. Kolları kollarımın arasında hapsolmuştu. Onu derin ve güzel bir şekilde öptüm. O bana, ben ona bakıyordum. Beni itiyordu, onu öpüşüm dudaklarımızı değdirmekten ibaretti.)

 

Ve sonra kapı çaldı. Herşey bir anda dağıldı sanki ve kollarımdan kaçtı. Ortalığı toparlamaya çalışıyor, elleri saçlarında ‘Sıçtık – Sıçtık!’ diye tekrarlıyordu. Ben ise gayet rahat, bana uzattığı eşyalarımı aldım ve onu izlemeye devam ettim.

 

-         Na’pıyorsun? Giyin hadi çık git!

-         Bana telefonunu vermeden hiçbir yere gitmiyorum! (Sevişme sonrası beni direkt kovar gibi ittirmesini ona ödedicektim. Nasıl olsa ben bir şey kaybetmezdim; kocası beni görsede hemen kaçardım. Biraz önce altımda inleyerek boşalan bu kadına, güzel bir seks sonrası partnerine davranmayı öğreticektim.)

-         Saçmalama git artık burdan! Rezil mi etcen beni!?!

-         Telefonunu ver, gidicem.

-         Biraz daha bekletirsem anahtarı ile açıp yukarı çıkıcak lütfen!!! (kapıya doğru koştu, bir yandan kağıt havlu ile yüzündeki spermleri siliyordu. Parmaklarının ucunda koridor ve mutfak arasında bana bakıyordu.)

-         Peki o zaman( An itibariyle ders öğrenemiyecek kadar panik haldeydi. Tezgahın üzerindeki cep telefonunu aldım ve hızlıca numaramı kayıt ettim.) Şoför olarak kayıt ettim kendimi; beni dilediğin zaman ara! (dedim ve ellerimde eşyalarım kapıya doğru yöneldim. Cep telefonunu ona verirken:) Beni ara lütfen; istediğin şekilde ve her zaman senin kölenim; tatlı fahişem, benim! ( Cep telefonunu elimden aldı; boşalan elim ile onun poposunu avuçladım son bir kez ve yanağına bir öpücük kondurdum. Bunu cilveli bir şekilde kabul etti ve rahatlamıştı evden çıktığım için. Aralığa çıktım kocası aşağıdan asansörle gelecekti, merdivenlere doğru yöneldim, orada saklanmak için.)

-         Psst!

-         Efendim?

-         Adın ne senin? (parmağı otomatiğin üzerinde kapı aralık ve bana bakıyordu.)

-         Monte; Monte Testacio...

-         Ne biçim bir isim bu?

-         İtalyan bir isim ama bence sonra konuşalım bunları yoksa kıllanıcak aşağıdaki...

-         Orda mı beklicen?

-         Evet.

-         Dikkat et! (ve otomatiğe bastı. Hala gözgözeydik; derken gözleri kaslı vücuduma ve artık eski sertliğini ve dikliğini kaybetmiş ama hala büyükçe duran organıma takıldı. Avucuma aldım ve ona doğru salladım. Gülüyordu.)

 

Aşağıdaki kapıyı açmış ve asansörü çağırmıştı, eline kapının eşiğindeki vileda süpürgeliği aldı ve mutfağa yöneldi. Bana hadi git diye işaret ediyordu arkasını dönerken. Mutfaktan ışıyan akşam üstü güneşi, onun beni azdırmak için giydiği tül gibi elbisesini gene transparan yaptı. Bir an düşündüm, az önce delirttiğim kadını. Kim bilir ne kadar edebli biliyordu onu kocası ve kim bilir, belki kendi bile. Bir anlık bir şehvete kendini bırakmıştı; ahlaksızlık ve kocasını aldatıyor olma heycanına, belki tam anlamıyla doyurulamayaşının belki de benim üstün kabiliyetlerimin sonucu olarak, yenilmişti ve hırıltılar çıkararak kocasının aşk evinde kendisini yabancı bir erkeğe bırakmıştı. Kocası asansörün kapısını açtığında ve biraz önce altımda inleyen kadının mutlu bir şekilde elindeki süpürgesi ile ‘kocacığına’ sarıldığı anda, aklımdan aşşağıda belirttiğim, uzun düşünceler ardından bu blogu açıp, durumu sizlerle paylaşma ihtiyacıma sebep olan sorular vardı.

 

Evet, belki birazcık da olsa abartıyor olabilirim kendimi, kadını direkt olarak ‘ben’ ittim ahlaksızlığa derken fakat durumu tam tersi yorumlarsam da, daha henüz tanımadığım kadına üstü kapalı bir şekilde azgın bir fahişe damgası vurmuş olacağımdan, yaşananları daha derin anlatarak kafamı kurcalayan soruyu sizlere göstermek istiyorum. Gerçekten de böyle bir pozisyonda ilk defa bulunuyormuşcasına heycanlı ve acemiydi o ve dahası, kontrolü elinde tutmayı becermeye çalışamıyacak kadar şehveti onun beynini döndürmüştü. Bu etkinin kaynağı tabiki öncelikli olarak sokaktan sıradan bir erkeği eve atabilmiş olmaktan geliyordu ve işte bu etkinin onu bu kadar derinden titretmesi de, onun belkide ilk defa böyle bir pozisyonda bulunduğuna dair yorumlarımı kuvvetlendiriyordu.

 

Buna ek olarak altımda inleyen her kadına yaşattığım hisler, bu gibi yorumların farklı kombinasyonlarının birleşimi sonucu şiddetleniyor. Her zaman bir fantazi yaşatıyorum onlara ve her zaman onları azdırabilmek için ilk önce bana değen bakışlarını yakalıyorum. Hele bir de güzelliklerini, benim ki gibi arsız gözlere sunmaya meraklı biri ise, gözlerimiz mutlaka aynı noktada buluşuyor ve şehvet dolu elektriğim ile onları ahlaksızlığa kolayca itekleye biliyorum. Öyle şeyler başıma geliyor ki, anlattıkça sizi şok edeceğime eminim ve gene eminim ki sizlerde o kadınları benim gibi suçsuz olarak addedeceksiniz.  

 

Cevabını aradığım şey ise, kadınlarımı ahlaksızlığa itebilememe sebeb olan bu farklı şehvet anlarının uygun kombinasyonlarını ben mi yaratıyorum, usta bir şekilde, yoksa sadece Nip Tuck vari şanslı bir piç miyim? Bunu beraberce bulabilmek için bu blogda kadınlarımı ve başımdan geçenleri sizlerle an be an paylaşacağım. Şimdiden arsız lisanım için özür diliyorum ama beni yakından tanımanız için bu bir zorunluluk diye düşünüyorum. Cevaba ulaşmamda bana yol gösterecek sorularınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.

 

 

Yorum Yaz